UBS
KÜRESEL SERVET RAPORU 2025
UBS Küresel Servet Raporu 2025 verileri
Türkiye’nin dolar milyoneri artışında yüzde 8,4 ile dünya lideri olduğunu
ortaya koydu. Raporda bir yılda 7 bin kişi milyoner olurken bunun karşısında
halkın reel serveti enflasyonla eridiği tespiti yapıldı. Genel Başkan Mustafa
Güçlü, Küresel Servet Raporunu değerlendirdi.
ZENGİNİN
DAHA DA ZENGİNLEŞTİĞİ BİR DÜNYAYA YOL ALINIYOR!
UBS Küresel Servet Raporu 2025 verileri bize hükümetin icraata koymuş olduğu
maliye politikasında zihniyet değişimine gidilmesinin artık kaçınılmaz olduğunu
ortaya koymaktadır. Çünkü rapor bize ülkemizde uygulanan maliye politikasının
önemli bir denge sorunun olduğuna işaret etmektedir. Şöyle ki giderler,
vergiler, borçlanma, dış ticaret ve bu konuları içeren kararlar ve kararların
alınma sürecini içeren uygulamalar bütününe maliye politikası denmektedir.
İfade edilen maliye politikalarının hedefi ise yüksek istihdam ve istikrarlı
büyümeyi temin etmektir. Bunun yolu da düzgün ve sağlıklı işleyen bir vergi
politikası, harcamalar politikası ve borçlanma politikasından
geçmektedir. Vergiler toplanırken
dolaylı ve dolaysız olarak iki kısma ayrılmaktadır. Dolaysız vergiler gelir ve
servet üzerinden toplanırken, dolaylı vergiler ise harcamalar üzerinden
toplanmaktadır. Ülkemizde toplanan vergilerin %70’i dolaylı %30’u ise dolaysız
vergilerden oluşmaktadır. Yani ülkemizde toplanan verginin ağırlığı harcamalar
üzerinden alınırken biriken servet üzerinden vergi az alınmaktadır. Bunun daha
sade anlatımı vergi yükü dar gelirlinin, ücretli çalışanların sırtına
yüklenirken servet sahiplerinden uzak tutulmaktadır. Bu oranlamaya göre
ülkemizde adil olmayan bir vergi toplama sistemi vardır ve sağlıklı olmayan bir
milli gelir dağılımının oluşmasına yol açmaktadır.
TÜRKİYE'DE
FAKİRLİK GEÇEN GÜN DAHA DA DERİNLEŞMEKTEDİR!
UBS'in Küresel Servet Raporu 2024 verilerine göre geçen yıl Türkiye’de
kişi başına servet yüzde 35’ten fazla artmasına rağmen reel olarak enflasyondan
arındırıldığında kişi başı servetin yüzde 14.6 gerilediği ve yine geçen yıl
dünya ölçeğinde milyoner sayısı en çok artan ülkenin yüzde 8,4 ile Türkiye
olduğu belirtilmiştir. Bizce raporun özeti şudur: Türkiye’de varlık sahipleri
servetini artırırken orta tabaka yok olmakta, ülke insanı açlık sınırında
eşitlenmeye ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmekte, bu
sonucun doğmasındaki en önemli sebeplerin başında ise adil olmayan bir vergi
sisteminin uygulanmaya çalışılması gelmektedir.
MİLLİ GELİR PAYLAŞIMINDAKİ MEVCUT ADALETSİZLİK ARTIYOR!
Sayın
Hazine ve Maliye Bakanımızın ülke ekonomisini değerlendirirken “yüksek gelirli
ülkeler kategorisine yükseliyoruz” sözü doğrudur. Raporda bunu söylüyor zaten.
Bu açıklamanın peşine Hükümetin Meclisteki grup başkanın “emekliye verilecek
bayram ikramiyesinde kaynak bulamadığımız için bu yıl zam yapılmayacak”
açıklaması da büyümenin dar gelirliye yansımadığının resmini ortaya koyar
niteliktedir. Evet, ülke ekonomisi büyüyor, yüksek gelirli ülkeler seviyesine
çıkıyoruz ama iş yoksula gelince kaynak bulunamıyor. Anlaşılan o ki musluklar
varlık sahiplerinin servetine akıyor.
TÜRK VERGİ SİSTEMİ SOSYAL ADALETTEN
UZAKTIR!
Ülkemizdeki dar gelirlilerin aleyhine gelişen bu olumsuz gidişatın durdurulması
adına, Türk vergi siteminde yüksek gelire sahip olanlardan daha yüksek, geliri
çok daha düşük olanlarınsa gelirlerine göre daha düşük vergiye tabi tutulmasını
sağlayacak bir vergi reformuna ihtiyaç vardır. Zira şu an ülkemizde mevcut
haliyle 2026 Ocak ayı istatistik verilerine göre 4 kişilik bir ailenin
yoksulluk sınırı 101.706,40 Türk Lirasıdır. Buna karşın gelir vergisi dilimlerininse
bundan çok daha düşük gelirlerde %27-%35 gibi yüksek oranlara ulaştığı dikkate
alındığında, bu durumun, temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta aciz duruma
düşen çalışanların, çok yüksek vergi yüküyle yoksulluk sınırının altında
kaldığı gözükmektedir.
TÜRK VERGİ
SİSTEMİNDE ACİLEN REFORMA GİDİLMELİDİR!
Yukarıda izah edilenler çerçevesinde ülkemizde kapsamlı bir Türk vergi sistemi reformuna ihtiyaç vardır. Vergi reformunun özünü, vergi
yükünü herkese adaletli ve dengeli olacak şekilde dağıtmayı hedefleyen, bunun
en güzel aracı olarak da dolaysız vergiye ağırlık vermeyi gören bir zihni yapı
oluşturmalıdır. Zira ancak bu zihin yapısıyla sosyal adalet ilkesini merkezine
alan bir vergi reformu yapılabilir. Böylece bireylerin sahip oldukları gelir
düzeylerine göre ayrı ayrı vergilendirme şansı doğacağından, kimse ödeme gücünü
aşan vergiyle karşılaşmayacak, bu sayede adil bir milli gelir dağılımının da
önü açılacaktır. Kanaatimizce ülkemizdeki GSYH’den herkesin aldığı payı
eşitlemenin yolu da buradan geçmektedir. Gerçekleşmesini arzuladığımız bu vergi
sisteminin uygulanması ise siyasi iktidarın inisiyatif alarak harekete geçmesine
bağlıdır.